[ 2.El Traktör Kayıt Formu ] [ İlan Fiyat Listesi ] [ Dağıtım Planı ] [ Hedef Kitle ] [ Abone Formu ] [ Künye ] [ İletişim ] [ Ana Sayfa ]

 

Her Koşulda Tarım-Hayvancılık...

“Dünyada yaşanan sıkıntının ekonomik krize dönüşmesi an meselesi.” Bunu ilk duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Türkiye’nin şu an içinde olduğu ekonomik durum ile gelecek kriz dalgasını karşılayamayacağız ve çok büyük hasar alacağız endişesini taşıyorum. Ekonomik verileri derinlemesine analiz ettiğinizde bu korkutucu sonuç ortaya çıkıyor. Son birkaç yıldır kan kaybeden imalat sektörü ve uzun zamandır kansız kalan tarım sektörü zaten oldukça zayıflamış durumda.

Geleceği, devletin bakanı tarafından da seslendirilen dünya ekonomik krizinin birçok sektörü etkileyeceği kuşkusuz. Ancak net olarak bilinen bir durum var ki tam da bizim konumuza giriyor; “Tarım-Hayvancılık ve Gıda üretimi”. Dünya hangi koşulda olursa olsun gıda ihtiyacı sıfırlanamaz. Öyleyse buna olan talep devam edecek öyleyse bunun üretimi ve imalatı da devam edecek öyleyse bunun ticareti de devam edecek. Tarımsal üretim ve tarımsal imalat sektörünün önemi ve ona yapılacak doğru yatırımın her koşulda göreceli olarak da olsa kazandıracağı açıktır. Son dönemde tarıma yönelen sermaye gruplarının bu öngörüyü çok önceden gören yöneticilere sahip olduğunu düşünüyorum. Özellikle verimliliği artıran, tarım araçları ve tarımsal mekanizasyon kullanımındaki tercihlerine bakıldığında, bu alanda yaptıkları yatırımları ne kadar ciddiye aldıklarını ve uzun vadeli baktıklarını gözlemliyorsunuz.

Gelişen tarım teknolojilerinin uygulamada daha fazla kullanılmasında, bu alanda üretim ve ithalat yapan şirketlerimize daha fazla görev düşüyor. Bu görev, ülke tarımının modernleştirilerek geliştirilmesi açısından yaşamsal görevleridir. TRAKTÖR Dergisi’nin yayın hayatının başından bu yana görev edindiği ve özellikle yerel küçük imalatçılara kendilerini tanıtmaları ve ürünlerini yaygınlaştırmaları için sağladığı olanaklar, bu temel görev bilincine dayanmaktadır.
Bahsettiğimiz etkinlik ve bilinçlendirme çalışmalarını gereği kadar yapan çok az sayıda sağlayıcı var. Biz, bu alana yatırım yapmış tüm oyuncuların, her dönem katkı vermeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yolu gerek fuarlar gerek yöresel etkinlikler gerekse bir köy okulunun tamir edilerek eğitim faaliyetine katkı olabilir. Yine de her fırsatı değerlendirip eğitim ve tarımsal dönüşüm konusunda çok küçük de olsa adımlar atılmasının öneminin altını çiziyoruz.
Bu ülkenin geleceğinin Eğitimli/Bilinçli insanlarla yapılan Tarım-Hayvancılık ve buna dayalı sanayide olacağı inancımız değişmedi. Bu inançla diyoruz ki; “ Bu ülkenin geleceğini şekillendirecek olan bizleriz, öyleyse doğru şekillendirelim”.

Fındık Çuvala Girdi
Fındık dalları ilk püskülü verdiğinde umutlanan üretici, hasat bitip çuvala girince hüsran’a uğradı. Sezon başında yüksek rekolte beklentisi nedeni ile başlayan düşük fiyat endişesi gerçeğe dönüştü. Ancak cevaplanamayan bir kara nokta meydana geldi. “Rekolte yüksek olmadı ki bu fiyat neden düşük.” Bunun cevabını verecek yetkililer, üreticinin bu cevabı ne zaman hak edeceğine karar vereceklerini merak ediyorum. Ayrıca rekolte yüksek olsa bile geçtiğimiz ay Ordu’dan yükselen bir teklifi değerlendirdiğinizde yağa dönüştürülecek fındığın ekonomiye katkı sağlayacağına dikkat çekiliyor. Değerlendirmeye değer bir öneri. Fındık ve buna bağlı konular Temmuz – Ekim ayları arasında yoğun bir gündem ile konuşulup, kavga gürültü arasında bir sonraki Temmuz ayına kadar halının altına süpürülür. Ben konunun farklı bir boyutuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Fındık üreticisinin son 30 yılına baktığınızda, kuşakların yer değişimindeki hızı görürsünüz. Köyünde kalıp, fındık bahçesi ile birlikte yaşayan üretici sayısı oldukça azaldı. Yeterli geliri alamayıp, kente göçen son iki kuşak, hasat zamanı 15-20 günlüğüne de olsa köyüne geri dönüyor. Köyünde ailesi ile birlikte kent ortamında yaşayamadığı birlikteliği yaşıyor ve ilişkiler tazeleniyor. Bunun sosyal boyutu ve getirisinin derinliğini araştırmak sosyal bilimcilerin işi.

Son 5 yıldır yaşananlardan sonra büyük şehirlerde oturan üretici, köyündeki fındığa bakım masrafını dahi yapmak istemiyor hale geliyor. Korkarım önümüzdeki birkaç yıl içinde hasat zamanı bile köyüne gelmeyecek. Bu olumsuz toplumsal değişimin uzun vadeli maliyetinin ülkenin toplam fındık gelirinden yüksek olacağını düşünüyorum.

Umarım yanılırım.

Soner Altun



Büyük hali için tıklayınız
 
Büyük hali için tıklayınız
info@traktordergisi.com
Site Tasarım Aysberg